2014 yılında yapılan Temsilciler Meclisi (HoR) seçimlerinin ardından ortaya çıkan siyasi ayrışma ve ikili yönetim yapısı, ülkeyi birleştirmeye yönelik sayısız girişime rağmen bugün hala devam ediyor.
Bu süreçte Libya ikinci iç savaşını yaşadı. Her ne kadar savaş Ekim 2020'de imzalanan ateşkesle sona ermiş olsa da ülkede iki rakip güç merkezi varlığını sürdürdü: biri ülkenin batısındaki Trablus'ta, diğeri ise doğudaki Bingazi'de.
Geçtiğimiz yıl çözüm için iki yeni girişim başlatıldı. Bunlardan ilki ABD kaynaklı, ikincisi ise Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu'nun (UNSMIL) ülkeyi parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlamaya yönelik yeni bir girişimi oldu.
Trump'ın akrabasının gizli görevi
ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden göreve dönmesinden kısa süre sonra Washington'ın Libyalı siyasi ve askeri liderlerle görüşmeler yaptığı ortaya çıktı.
Bu görüşmeler, Trump'ın Arap ve Orta Doğu işlerinden sorumlu danışmanı olan iş insanı ve diplomat Massad Boulos tarafından yürütüldü.
Nisan 2025'in sonlarında ABD Dışişleri Bakanlığı, Libya Ulusal Ordusu (LNA) olarak da bilinen Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Komutanı Halife Hafter'in oğlu Saddam Hafter ile bir dizi görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı.
Saddam Hafter, Ağustos 2025'te babasının yardımcılığı görevine getirilmişti.
ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamasında: "ABD, Libya'nın doğu ve batısındaki yetkililerle temaslarını sürdürecek ve Libyalıların askeri kurumlarını birleştirme çabalarını desteklemeye devam edecektir" denildi.
Washington'daki görüşmeleri Lübnan kökenli olan Massad Boulos yürüttü.
Libyalılar Boulos'a, oğlu Michael Boulos'un Trump'ın en küçük kızı Tiffany Trump ile evli olması nedeniyle "Tiffany'nin babası" lakabını taktı.
Massad Boulos'un faaliyetleri, ülkenin askeri ve ekonomik kurumlarını birleştirmeyi amaçlayan pragmatik bir planın uygulanmasına dayanıyor.
Bu stratejinin en önemli aşamalarından biri, 3 Eylül 2025'te Roma'da gerçekleştirilen gizli toplantı oldu.
Bu toplantıda rakip iki Libyalı kampın önde gelen isimleri ilk kez yüz yüze geldi.
Toplantıda ABD tarafının arabulucusu ve baş müzakerecisi Massad Boulos'tu.
Boulos'un planı ne içeriyor?
Daha sonra benzer görüşmeler devam etti.
Ocak 2026'da Paris'te düzenlenen bir başka toplantıya da yine Boulos aracılık etti.
Müzakerelerin detayları daha sonra medyaya sızdı.
Görüşmelerde özellikle Saddam Hafter'in, geçiş sürecinde ülkenin devlet başkanlığı görevini üstlenen Trablus merkezli Başkanlık Konseyi'nin başına getirilmesi konusu ele alındı.
Şu anda Başkanlık Konseyi'nin başında Muhammed el-Menfi bulunuyor.
Plan kapsamında Abdulhamid Dibeybe de başbakanlık görevini koruyacak.
Askeri alanda ise Boulos'un sunduğu plana göre Halid Hafter (Saddam'ın kardeşi ve Bingazi'deki Genelkurmay Başkanı) ülkenin doğusundaki askeri liderliği sürdürecek. Salahaddin en-Namruş Trablus merkezli güçlerin lideri olmaya devam edecek. Güney bölgesinin yönetimi ise henüz belirlenmemiş üçüncü bir isme verilecek.
Plan kapsamında ayrıca ortak bütçe hazırlanması, silahlı kuvvetlerin karşılıklı entegrasyonu ve ABD ile ekonomik ortaklığın güçlendirilmesi de gündeme geldi.
Washington aynı zamanda Amerikan petrol ve gaz şirketlerinin Libya'daki çıkarlarını aktif şekilde savunuyor ve Rusya ile diğer ülkelerin etkisini dengelemeye çalışıyor.
Boulos planının birçok detayı kamuoyundan gizli tutulsa da Boulos kısa süre önce Financial Times'a verdiği röportajda, Libya'nın dağınık kurumlarını tek bir liderlik altında birleştirmek ve aynı zamanda Amerikan petrol şirketlerinin ülkedeki yatırımlarını artırmak için çalıştığını kabul etti.
Libya Ulusal Ordusu (LNA) yönetimi de kısa süre sonra bir açıklama yayımlayarak ABD girişimini memnuniyetle karşıladığını duyurdu.
Planın bazı bölümleri şimdiden hayata geçirildi.
Örneğin 11 Nisan 2026'da Libya Merkez Bankası, Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi'nin son 13 yıldaki ilk ortak bütçeyi onayladığını açıkladı.
Ayrıca Boulos'un girişimleri sayesinde ülkenin doğu ve batısındaki güçler uzun yıllar sonra ilk kez ortak askeri tatbikata katıldı.
Tatbikat, ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) tarafından düzenlenen Flintlock özel kuvvetler eğitim programı kapsamında gerçekleştirildi.
Flintlock tatbikatı Nisan 2026'da ilk kez Libya'nın Sirte kentinde yapıldı.
Sert tepkiler
Boulos'un girişimi ve Saddam Hafter ile İbrahim Dibeybe arasındaki gizli görüşmeler Libya'daki siyasi ayrışmanın yapısını kökten değiştirmeye başladı.
ABD, seçimlerle kurumsal birleşme yerine, Hafter ve Dibeybe aileleri arasında güç paylaşımına dayalı pragmatik bir model oluşturuyor.
Bu yaklaşımın iki sonucu var:
Bir yandan Trablus ile Bingazi arasındaki büyük çaplı yeni bir savaş ihtimalini azaltıyor ve iki taraf arasındaki jeopolitik gerilimi düşürüyor.
Diğer yandan ise her iki kampın içinde yeni bölünmeler yaratıyor.
Ülkenin doğusunda, Libya Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Fonu Başkanı Belkasım Hafter plana sert şekilde karşı çıktı.
Belkasım Hafter, ABD destekli ekonomik anlaşmaların "ulusal kalkınma projesini engellediğini" savundu.
Batı Libya'da ise Trablus ve Misrata'daki silahlı gruplar, yıllarca savaştıkları Hafter ailesinden Saddam Hafter'in Başkanlık Konseyi başkanlığına getirilmesini Dibeybe tarafından yapılmış bir ihanet olarak görüyor.
Üstelik plan mevcut meşru devlet kurumlarını tamamen devre dışı bırakıyor.
Bu durum, normalde birbirleriyle anlaşamayan kurumları ABD'ye karşı ortak tavır almaya yöneltti.
Devlet Yüksek Konseyi ile Başkanlık Konseyi, anlaşmanın Libya Siyasi Anlaşması'na aykırı ve yasa dışı olduğunu ilan etti.
Hatırlanacağı üzere Libya Siyasi Anlaşması 17 Aralık 2015'te Fas'ın Suheyrat kentinde BM gözetiminde imzalanmıştı.
Libya Müftüsü de karşı çıktı
Libya Müftüsü Sadık el-Garyani de Amerikan girişimini reddetti.
Garyani, batıdaki askeri birliklere "Boulos projesine karşı birleşme" çağrısı yaptı.
Başkanlık Konseyi de ABD girişimini kendi varlığına yönelik doğrudan bir tehdit olarak görüyor.
Çünkü plan, mevcut Başkanlık Konseyi yönetiminin kaldırılmasını ve yerine Saddam Hafter'in getirilmesini öngörüyor.
Muhammed el-Menfi, Dibeybe'nin Hafter ile kendi bilgisi dışında görüştüğünü fark edince Devlet Yüksek Konseyi ve Temsilciler Meclisi ile birlikte Boulos planını engellemek amacıyla ortak bir ulusal cephe oluşturma girişimi başlattı.
Konsey ayrıca batı Libya'daki kendisine bağlı silahlı grupları da planın ülkeyi tek adam yönetimine götüreceği konusunda ikna etmeye çalışıyor.
ABD'nin hızlı hamleleri aynı zamanda BM planını da hızlandırdı.
18 Haziran'da Devlet Yüksek Konseyi, Temsilciler Meclisi ve Başkanlık Konseyi, 17 Şubat 2027'ye kadar eş zamanlı cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasını öngören bir yol haritası üzerinde anlaştı.
Bu tarih sembolik önem taşıyor çünkü 17 Şubat 2011, Muammer Kaddafi'nin devrilmesine yol açan ayaklanmanın başlangıç tarihi olarak kabul ediliyor.
ABD, BM planını sabote mi ediyor?
Boulos planı mevcut güç dengesini korumayı hedeflediği için ABD'nin aslında BM'nin seçim planının başarısız olduğunu kabul ettiği yorumları yapılıyor.
ABD'nin aileler arası güç paylaşımı modeline karşılık BM, Ganalı diplomat Hanna Tetteh liderliğinde kapsayıcı bir siyasi yol haritası hazırlıyor.
Tetteh bu planı 21 Ağustos 2025'te BM Güvenlik Konseyi'nde sundu.
Hanna Tetteh'in hazırladığı siyasi yol haritasının 12 ila 18 ay içerisinde uygulanması planlanıyor ve üç temel sütuna dayanıyor.
1. Seçim Çerçevesi
İlk hedef, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin aynı anda yapılmasını sağlayacak ortak ve hukuki açıdan sağlam bir seçim sisteminin oluşturulması.
Bu sistem sayesinde ülke liderlerinin kapalı kapılar ardında belirlenmesi uygulamasına son verilmesi amaçlanıyor.
Plan ayrıca Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu'nun (HNEC) yeniden yapılandırılmasını,
Mali bağımsızlığının sağlanmasını, Devlet Yüksek Konseyi ile Temsilciler Meclisi tarafından oluşturulan 6+6 Ortak Komitesi'nin hazırladığı seçim yasalarının güncellenmesini öngörüyor.
2. Birleşik Hükümet
İkinci hedef, ülkeyi seçimlere hazırlayacak geçici ve kapsayıcı bir teknokrat hükümet kurulması.
Bu hükümet aileler arası pazarlıklara değil, Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi arasındaki uzlaşıya dayanacak.
Amaç kalıcı iktidar oluşturmak değil, seçimleri düzenlemek.
3. Yapılandırılmış Diyalog
Üçüncü aşama ise Libya toplumunun tüm kesimlerini siyasi sürece dahil etmeyi amaçlıyor.
Bu kapsamda devletin gelecekteki yapısına ilişkin ortak vizyon oluşturulması,
Petrol gelirlerinin aileler arasında değil bağımsız kurumlar aracılığıyla şeffaf biçimde dağıtılması,
Ordunun kurumsal olarak birleştirilmesi,
Yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi,
Geçiş dönemi adalet mekanizmalarının kurulması,
İnsan haklarının korunması hedefleniyor.
Bu yaklaşım, AFRICOM destekli ortak askeri tatbikatları destekleyen ABD modelinden oldukça farklı.
Kaçınılmaz çıkmaz
Ancak Hanna Tetteh'in yürüttüğü görüşmelere rağmen BM yol haritası da önceki BM girişimleri gibi başarıya ulaşamadı.
Libya'nın temel kurumları olan Devlet Yüksek Konseyi ve Temsilciler Meclisi, seçimlerin hangi anayasal zeminde yapılacağı konusunda anlaşamıyor.
Özellikle seçim komisyonunun yeniden yapılandırılması konusu büyük bir anlaşmazlık kaynağı.
Tetteh de planın başarısızlığını kabul ederek ekonomik, hukuki, sosyal ve güvenlik alanlarındaki gecikmelere dikkat çekti.
Tetteh şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu işleyiş bozukluğunun temel nedeni bölünmüş yönetim yapısı, yetersiz koordinasyon ve her iki tarafın tek taraflı hareket etmesidir."
Batı Libya'da güvenlik sorunu sürüyor
BM planının başarısızlığının en önemli göstergelerinden biri güvenlik alanında yaşanıyor.
Özellikle Trablus'un yaklaşık 40 kilometre batısındaki Zaviye kentinde farklı milis gruplar arasında sık sık çatışmalar yaşanıyor.
Bu gruplar Trablus'taki farklı siyasi yapılara bağlı hareket ediyor.
8-9 Mayıs 2026 tarihlerinde rafineri yakınında yeniden başlayan çatışmalarda çok sayıda kişi öldü ve yaralandı.
Kızılhaç ekipleri 80'den fazla kişiyi bölgeden tahliye etmek zorunda kaldı.
Bu silahlı yapıların ortaya çıkışı, Kaddafi'nin devrilmesinden sonra petrol gelirleri, kaçakçılık ağları ve Avrupa'ya uzanan düzensiz göç rotalarının kontrolü için mücadele eden aşiret ve grupların mirası olarak görülüyor.
Dış dünyada görüşler farklı
Boulos'un perde arkasında yürüttüğü anlaşma, fiilen Washington'ın Libya politikasını yansıtıyor.
Resmi olarak ABD ve Avrupa Birliği BM'nin seçim planını desteklediklerini söyleseler de sahadaki uygulamalar farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Bazı Avrupa ülkeleri Libya konusunda kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor.
İtalya ve Fransa neden destek veriyor?
İtalya ve Fransa'nın Libya'da iki temel önceliği bulunuyor düzensiz göçü engellemek ve enerji güvenliğini korumak
İtalya özellikle Libya gazına büyük ölçüde bağımlı durumda.
Roma yönetimi, Libya'da istikrarlı ve birleşik bir yönetim kurulmasının Avrupa'ya enerji akışını güvence altına alacağını düşünüyor.
Ayrıca Libya'nın birleşmesi halinde Akdeniz üzerinden Avrupa'ya ulaşan düzensiz göç rotalarının daha kolay kontrol altına alınabileceğine inanıyor.
Bu nedenle Roma, doğu ve batı Libya temsilcileri arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapıyor.
Fransa ise Libya'nın Kuzey Afrika ve Sahra bölgesinde örgütler için bir güç boşluğuna dönüşmesini istemiyor.
Paris yönetimi de İtalya ile birlikte ABD planının ilk adımlarını olumlu karşılayan ülkeler arasında yer aldı.
Özellikle Libya'nın ilk ortak bütçesinin kabul edilmesi Fransa tarafından memnuniyetle karşılandı.
Türkiye'nin dikkat çeken esnekliği
Türkiye de son dönemde dikkat çekici bir esneklik sergiliyor.
Ankara hala Trablus'taki Ulusal Birlik Hükümeti'nin en önemli askeri destekçisi konumunda.
Ancak aynı zamanda Saddam Hafter ve Belkasım Hafter ile ilişkilerini geliştirmeye başladı.
Türkiye'nin temel hedefleri şunlar Doğu Libya'daki inşaat projelerini korumak enerji ve ekonomik yatırımlarını güvence altına almak ve 2019 tarihli Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması'nın doğu Libya tarafından da tanınmasını sağlamak
Bu nedenle Ankara son dönemde hem Trablus hem de Bingazi ile temaslarını artırdı.
Mısır da plana sıcak bakıyor
Doğu Libya'nın geleneksel destekçisi olan Mısır da ABD girişimine olumlu yaklaşan ülkeler arasında.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Massad Boulos ile yaptığı telefon görüşmesinde Libya kurumlarının birleştirilmesini desteklediklerini açıkladı.
Ancak Kahire'nin önemli bir şartı bulunuyor; birleşme süreci sonunda cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması.
Bu yönüyle Mısır'ın yaklaşımı BM yol haritasına daha yakın görülüyor.




