Son dönemde yayımlanan ABD istihbarat raporları, İran İslam Cumhuriyeti'nin Hürmüz Boğazı’nı yakın gelecekte yeniden açma niyetinde olmadığını ortaya koydu.
Bu değerlendirmeler, İran’ın caydırıcılık amaçlı enerji fiyatlarını yüksek seviyelerde tutmak amacıyla boğazı bir baskı unsuru olarak kullanmayı sürdürebileceğine işaret ediyor. Bunun hedefinin ise yaklaşık beş haftadır süren ve Amerikan seçmeni nezdinde istenmeyen savaşa hızlı bir çıkış yolu araması için ABD Başkanı Donald Trump üzerinde baskı oluşturmak olduğu belirtiliyor.
Öte yandan analistler, İran’ın boğazın bir yakasını kontrol ettiği göz önüne alındığında, bu ülkeye karşı güç kullanımının son derece maliyetli olabileceği ve ABD’yi uzun süreli bir kara savaşına sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası Kriz Grubu İran Projesi Direktörü Ali Vaez, İran’ın kitle imha silahı geliştirmesini engellemeye yönelik çabaların fiilen ona “geniş çaplı bir engelleme silahı” kazandırdığını ifade etti. Vaez, İran’ın boğaz üzerinden küresel enerji piyasalarını etkileme gücünün “nükleer silahtan bile daha etkili” olduğunun farkında olduğunu ve bu nedenle bu stratejik kozu elinde tutmaya kararlı olduğunu vurguladı.
Beyaz Saray’dan bir yetkili ise Trump’ın boğazın yakında yeniden açılacağına inandığını belirterek, savaş sonrasında İran’ın deniz trafiğini kontrol etmesine izin verilmeyeceğini iddia etti. Öte yandan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi.
İstihbarat değerlendirmeleri, İran’ın Hürmüz'den vazgeçmeyeceğini ortaya koyuyor. Bu çerçevede uzmanlar, boğazın yeniden açılması için yapılacak herhangi bir askeri operasyonun ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor. Boğazın en dar noktasının yalnızca 33 kilometre genişliğinde olması, her iki yöndeki deniz ulaşım koridorunun ise yaklaşık üçer kilometreyle sınırlı kalması, gemileri ve askeri unsurları kolay hedef haline getiriyor.
Uzmanlar ayrıca, ABD güçleri İran’ın güney kıyıları ve adaları üzerinde kontrol sağlasa bile Tahran’ın ülke içlerinden fırlatılacak füzeler ve insansız hava araçlarıyla deniz trafiğini aksatma kapasitesini koruyabileceğini belirtiyor.
Bazı değerlendirmelere göre ise İran, savaş sonrasında da boğaz üzerindeki etkisini yalnızca caydırıcılık amacıyla değil, ekonomik açıdan sürdürmeye çalışabilir. Bu kapsamda geçiş ücretleri uygulayarak yeniden inşa sürecini finanse etmeyi hedefleyebilir.