Batılı politikacı George Galloway, bölgede giderek etkisini artıran kuraklığın doğanın doğal bir olayı olmadığını, Haydut ABD ve işgal rejiminin hava sahası modifikasyon teknolojilerini Tahran yönetimine karşı bir silah görevinde kullandığını ifade etti.
İngiliz politikacı Galloway, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki radar tesislerinin tahrip edilmesi bu teknolojik ablukayı yıktı.

HAVA DURUMU MODİFİKASYON TEKNOLOJİLERİ SİLAH GÖREVİNDE Mİ KULLANILIYOR?
Ortadoğu üzerinde Batı güçlerinin stratejik hedefleri, hava durumu müdahaleleri iddialarıyla gündeme tekrardan geldi.
Batılı politikacı Galloway, gibi deneyimli siyasetçinin son zamanlarda bölgede görülen olağan dışı Hava olaylarının mevcut doğal bir tesadüf eseri olmadığını belirtti.
Haydut ABD ve işgal rejiminin hava manipülasyon teknolojilerini kullanarak başta İran ve diğer bölge ülkelerinde yapay kuraklıklara yol açtığını ileri sürdü.

Galloway, yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:
“ABD'nin Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) radar tesisleri imha edildi. Bu durumun hemen ardından İran, Suudi Arabistan, Türkiye ve Irak'ta şiddetli yağışlar başladı, nehirler akmaya başladı. Yüzyıllardır kurumuş olan yataklar suyla doldu. İran'da uzun yıllar sonra kar yağıyor. Bu, havanın bir silah olarak kullanıldığının en somut kanıtıdır.”

RADAR SİSTEMLERİ ve HAVA DURUMU MODİFİKASYON TEKNOLOJİLERİ
Galloway’nin vurguladığı radar tesislerinin yok edilmesi olayı, askeri Uzmanlar tarafından Mart 2026'da Birleşik Arap Emirlikleri Al Ruwais'te yer alan 500 milyon dolara aşan AN/TPY-2 radar sistemine düzenlenen saldırıyla bağlantılı görülüyor.
Iddialara göre bu sistem füze koruma dışında atmosfer iyonlaşması ve bulut hareketlerini kontrol eden frekans müdahaleleri için de kullanıldığı belirtiliyor.
Tesislerin etkisiz hale getirilmesi ile bölgede yer alan yapay kuraklık duvarı çökmüş ve doğal meteorolojik akış tekrar döngüsüne devam etmeyi sağlamıştır.

DOĞAL MI, TEKNOLOJİK SABOTAJ MI?
İran'da uzun sürelerdir görülmeyen yoğun yağış, kar ve Irak -Suudi Arabistan nehirlerindeki su seviyesinin taşması bölge halkına karşı sürdürülen gizli operasyonun ifşası anlamına geliyor.
1977 tarihli ENMOD Sözleşmesi (Çevrenin Değiştirilmesi Tekniklerinin Askeri Amaçlarla Kullanılmasının Yasaklanması), havanın silah olarak kullanılmasını uluslararası hukukta bir suç olarak tanımlıyor. Ancak Galloway, Washington ve Tel Aviv hattının bu yasakları teknolojik üstünlük perdesi altında deldiğini öne sürüyor.

Tahran yönetimine yakın kaynaklar, Batı’nın gıda güvenliğini ve su kaynaklarını hedef alan bu tür "modern sabotaj" yöntemlerinin, direniş hattının askeri başarılarıyla sekteye uğradığını belirtiyor.
Bölge genelinde nehirlerin yeniden akmaya başlaması, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda dayatılan yapay krizlerin sonu olarak yorumlanıyor.
MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI
Konuya ilişkin görüşler, geçtiğimiz günlerde TBMM gündemine de taşınmıştı.
Yeniden Refah Partisi Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla, 40 gün süren ABD/israil-İran Savaşı’ndan dolayı hava modifikasyon uçaklarının havalanamadığını ifade etti.
Milletvekili Aşıla, bu uçakların havalanamamasıyla Türkiye’nin esaretten kurtulduğunu söyledi.
"ANADOLU ÇALINAN YAĞMURLARINI GERİ ALDI"
Türkiye’nin son 66 yıldaki en fazla yağışı aldığını belirten Aşıla, "Birçok bölge geçtiğimiz yıllara göre katbekat daha fazla yağmur aldı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hidrometeoroloji Şube Müdürlüğü’nün yayımladığı Şubat 2026 Alansal Yağış Raporu, Türkiye’nin sadece bir yağış dönemi geçirmediğini, gökyüzündeki teknolojik esaretten kurtulduğunu rakamlarla ispatlıyor. Tel-Aviv semalarında İran füzeleri gezindikçe bulut hırsızları hanlara hapsoldu. Anadolu ise yıllardır çalınan yağmurlarını bu süreçte geri aldı elhamdülillah." ifadelerini kullanmıştı.




