Bilgili bir İranlı yetkili, El Cedid’e yaptığı açıklamada, müzakerelerin bir sonraki turunun tarihinin henüz belirlenmediğini söyledi. Yetkili, Pakistanlı arabulucu ve bazı dost ülkelerin yeni bir tur düzenlemek için çaba gösterdiğini, ancak ABD’nin müzakere yaklaşımının “aşırı talepler içermeye devam ettiğini ve makul olmadığını” ifade etti.
Kaynak, ABD’nin “aşırı taleplerinin” müzakere sürecini giderek belirsizliğe sürüklediğini ve kayda değer ilerleme sağlanmasının önünde ciddi bir engel oluşturduğunu belirtti.
İranlı yetkili, “ABD’nin taleplerindeki abartı o kadar alışılmadık ki, diplomasi ve müzakerenin temelini ciddi biçimde sorgulatıyor. Bu durum, bunun ABD Başkanı Donald Trump ile israil Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, sahadaki güç dengelerini yeniden düzenlemeyi ve iç destek kazanarak savaşı sürdürmeyi amaçlayan ortak bir senaryonun parçası olduğu yönündeki görüşü güçlendiriyor” dedi.
Yetkili ayrıca, ABD’nin taleplerini artırmasının ve sert dil kullanmasının, özellikle İran’ın iyi niyet göstergesi olarak Hürmüz Boğazı’nı yeniden açtığını açıklamasına Trump’ın “mantıksız” tepkisinin gerilimi artırdığını ifade etti. Cuma günü Trump’ın müzakerelere ilişkin yaptığı “son açıklamaların” da Washington’un bu sürece “gerçek bir ciddiyetle yaklaşmadığını” yeniden ortaya koyduğunu dile getirdi.
İran heyetinin, gerek İslamabad’daki görüşmelerde gerekse Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Münir ile Tahran’da yapılan temaslarda, müzakereleri ilerletmek ve Pakistan’ın arabuluculuğunu başarıya ulaştırmak için girişimlerde bulunduğunu belirten kaynak, ABD yönetiminin ise buna karşılık taleplerini daha da sertleştirdiğini söyledi.
Yetkili, Tahran’ın savaş ya da gerilim istemediğini vurgularken, “Ancak silahlı kuvvetler ülkeyi ve İran halkının haklarını savunmak için tam hazırlık içinde. Planlar, savaşın yeniden başlamasının kaçınılmaz olduğu varsayımına göre yapılıyor” dedi.
Daha önce ise İran Meclis Başkanı ve müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile İslamabad’da yapılan görüşmelerde bazı ilerlemeler kaydedildiğini, ancak nükleer dosya ve Hürmüz Boğazı gibi konularda anlaşmazlıkların sürdüğünü açıklamıştı.
Kalibaf, İran devlet televizyonuna verdiği röportajda, müzakerelerin bir uzlaşıya ulaşmayı hedeflediğini, ancak İran’ın vazgeçemeyeceği ilkeleri bulunduğunu vurguladı. İslamabad görüşmelerinin taraflar arasındaki güvensizliği ortadan kaldırmadığını, ancak karşılıklı anlayışı daha gerçekçi bir noktaya taşıdığını ifade etti.
Tarafların bazı konularda uzlaşmaya vardığını, ancak bazı başlıklarda yeni öneriler sunulmasına rağmen anlaşmanın hala uzak olduğunu belirten Kalibaf, müzakerelerde zaman zaman yanlış anlamalar ve farklı yorumların da yaşandığını söyledi.
Kalibaf, İran’ın taviz vermeyeceği temel ilkesinin bulunduğunu, karşı tarafın da benzer kırmızı çizgilere sahip olduğunu ifade ederek, “Müzakerelerde ilerleme var ancak taraflar arasındaki mesafe hala büyük” dedi.
ABD’nin İran halkının güvenini kazanmak için ciddi bir karar alması gerektiğini belirten Kalibaf, bunun en önemli adım olduğunu vurguladı ve Washington’un iyi niyet göstermek istiyorsa tek taraflı dayatma yaklaşımından vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
Kalibaf ayrıca, İran’ın temel yaklaşımının ABD’ye güvensizlik olduğunu yineleyerek, Tahran’ın buna rağmen “kalıcı bir barış” için iyi niyetli olduğunu ifade etti. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile İslamabad’da yaptığı görüşmeye de değinen Kalibaf, Vance’in “iyi niyet ve kalıcı barış için geldiğini” söylediğini, kendisinin ise buna karşılık İran heyetinin de iyi niyetle geldiğini ancak ABD’ye karşı “en üst düzey güvensizlik” taşıdığını dile getirdiğini aktardı.
ABD Başkanı’nın “24 saat içinde müzakereyi kabul etmeyenler hayatta kalmayabilir” şeklindeki tehdidine de işaret eden Kalibaf, bu üslubun Washington’un yaklaşımını yansıttığını belirterek, İran’ın “sonuna kadar direnmeye devam edeceğini” vurguladı.