ABD-İran anlaşması ümmete hayırlar getirsin

Abone Ol

ABD ile İran arasında bir anlaşma yapıldı. Ancak ABD'nin savaş ortağı olan işgal rejimi israil ise varılan anlaşmadan dolayı mutlu gözükmüyor. Anlaşma sonrasında Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılığı net bir şekilde görünür hâle geldi. İşgal rejimi, İran'ın tehdit oluşturmaya devam ettiğini düşünüyor. İran ile Lübnan Hizbullah’ı arasındaki iletişim ve iş birliğinin sona ermediğini, Hizbullah'ın israil için bir tehdit oluşturmaya devam ettiğini düşünüyor. Bu sebeple işgal rejimi savaşı devam ettireceği yönünde açıklamalar yapıyor.

Burada akla gelen soru şu: ABD ile İran arasındaki anlaşmadan sonra işgal rejimi savaşa devam ederse ne olacak? Son gelişmeler net bir şekilde ortaya koydu ki işgal rejiminin bundan sonra ister tek başına isterse de ABD ile birlikte amacına ulaşması mümkün gözükmüyor. Çünkü karşılarında, yurtları ve davaları için serden geçmiş olan topluluklar var. İşgal rejiminin bunlara galebe çalması çok zor.

Malum, işgal rejiminin en büyük avantajı küresel istihbarat ağı ve hava gücünün iyi durumda olmasıdır. Ne yapıyorlar? Aldıkları istihbarat neticesinde tonlarca bombalarla evleri ve yaşam alanlarını bombalıyorlar. Gazze'de bunu yaptılar, Lübnan'da bunu yaptılar, İran'da Amerika'nın desteği ile bunu yapmaya çalıştılar. Ama nihayetinde tam anlamıyla amaçlarına ulaşamadılar.

Netanyahu ne diyordu? Gazze'de Hamas'ın varlığını, Kassam Tugayları’nın etkisini ortadan kaldıracağız, Gazze'nin kontrolünü elimize alacağız diyordu. Başardılar mı? Başaramadılar. Gazze'nin kontrolünü ellerine aldılar mı? Alamadılar. Sadece kendileri mi savaştı? Hayır. Başta Amerika olmak üzere Avrupa ülkelerinin hemen çoğu işgal rejimine soykırım sürecinde destek verdi. Ama buna rağmen işgal rejimi amacına ulaşmadı. Çünkü karşılarında gözü pek, Allah'ın aziz davası için mücadele etmeyi kendine şiar edinmiş mücahitler topluluğu vardı. O seçilmiş topluluk, dünya tarihine altın harflerle yazılacak bir kahramanlık örneği ortaya koydu.

İşgal rejimi Lübnan'da ne yapmak istiyordu? Hizbullah'ı etkisizleştirip yayılmacı politikasını devam ettirmek istiyordu. Lübnan'a da var gücüyle saldırdı, ayrım gözetmeksizin katliamlar gerçekleştirdi, masumların üzerine tonlarca bombalar attı. Ama orda da istediklerine ulaşamadı. İşgal rejimi ABD ile birlikte İran’a saldırırken yine aynı taktikle saldırdı. Hedeflerinde İran'da bir rejim değişikliği yapmak vardı. Bunun için yaptıkları ilk saldırıda 168 masum öğrenciyi hunharca katlettiler. Daha sonra İran İslam Cumhuriyeti Rehberi İmam Hamaney'i şehit ettiler.

Sonraki süreçlerde tüm güçlerini kullanarak ve Körfez ülkelerindeki iş birlikçilerini harekete geçirerek İran'a saldırdılar. Hatta o dönemde Trump, İran'ı kimin yöneteceğine dair isim dahi belirlediğini kamuoyuna açıkladı. Ancak beklemedikleri bir direnişle karşılaştılar. İran, uzun yıllardır hazırlık yaptığı savaşa mecburen dayatma yoluyla girmiş oldu. İran en değerlilerini feda etmişti. Bunun için de var olan imkânlarını kullanarak Filistin'in gasp edilmiş şehirlerini, yani Tel Aviv başta olmak üzere işgalcilerin bulunduğu yerleri bombaladı; roketlerle mümin yürekleri aydınlattı. Körfez ülkelerinde bulunan Amerika hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirdi.

Bunu ne Amerika bekliyordu ne de başka birileri. Ama İran yaptı. Gelişmeler gösterdi ki ABD, İran'da emellerine ulaşamadı. Çünkü İran’ın elinde dünya ekonomisinin gidişatını etkileyen Hürmüz Boğazı gibi önemli bir etken vardı. Bu da İran'ın elini çok ciddi anlamda güçlendiriyor, ABD'nin ve destekçilerinin elini ise zayıflatıyordu. Bundan sebep ABD, kendi menfaati gereği bir anlaşma yapmak zorunda kaldı. Yapılan anlaşmanın İslam ümmeti açısından hayırlar getirmesini diliyoruz. İnşallah bu anlaşma, ümmetin birliği, beraberliği, vahdeti ve ittihadı için bir başlangıç olur; Gazzemizin kurtuluşuna ve Aksamızın özgürlüğüne vesile olur.