Güncel

ABD Büyükelçiliği önünde protesto: "Tüm uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz"

İşgal rejimin Filistinli esirlere yönelik idam yasasına dünya kamuoyunda tepkiler yağarken Ankara'da halk ABD Büyükelçiliği önünde protesto ve basın açıklaması düzenledi.

Abone Ol

Filistinli esirlere yönelik hazırlanan idam yasası, kamuoyunda büyük bir vicdani tepkiye yol açtı. Bu kapsamda Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), söz konusu yasayı protesto etmek amacıyla Çankaya ilçesindeki Malcolm X Caddesi üzerinde yer alan ABD Büyükelçiliği önünde bir eylem gerçekleştirdi.

Yapılan çağrıda, siyonist işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik idam yasasını onayladığı belirtilerek, bu kararın insanlık suçu olduğu vurgulandı.

Açıklamada, yıllardır toprakları gasp edilen, soykırıma maruz kalan ve hukuksuz şekilde cezaevlerinde tutulan Filistinlilerin şimdi de idam tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.

Basın açıklaması ANFİDAP Boykot Çalışma Grubu Başkanı Ramazan Acar, tarafından okundu.

İşgalci siyonistlerin idam yasasnını insanlığa karşı suç olduğunu belirten Acar, "Vicdan sahibi Ankara’nın kıymetli insanları, insanlık tarihinin en utanç verici eşiklerinden birindeyiz. israil Parlamentosu’nun (Knesset) yalnızca Filistinli esirlere uygulanacak idam cezasını içeren yasa düzenlemesini kabul etmesi; uluslararası hukuka, insan haklarına ve insanlık onuruna açık bir saldırıdır. Bu karar, sıradan bir ceza hukuku düzenlemesi değildir. Bu karar, 75 yıldır süren işgalin, sürgünün ve sistematik baskının 7 Ekim’den bu yana Gazze’de açık bir soykırıma dönüşen politikanın yeni ve daha karanlık bir aşamasıdır. Bu yasa ile işgalci israil rejimi, hukuku bir adalet mekanizması olmaktan çıkarıp bir infaz aracına dönüştürdüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir." dedi.

"Bu düzenleme: apartheid rejiminin en vahşi tezahürlerinden biridir"

Acar, "Bu düzenleme: Yaşam hakkının açık ihlalidir. Ayrımcı ve ırkçı bir uygulamadır. Uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalidir. Apartheid rejiminin en vahşi tezahürlerinden biridir. israil, emperyalist güçler tarafından kurdurulduğu tarihten bugüne Filistinlilere yönelik sistematik apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimini uygulamaktadır. Hukuk kılıfıyla insanlığa karşı uygulamalarını meşrulaştırmaya çalışan soykırımcı israil, yasalar eliyle zulüm politikaları inşa etmektedir." ifadelerine yer verdi.

"israil aklı katletme ve çalma üzerine kuruludur"

İşgalci siyonistlerin ırkçı zulüm yasalarının saymakla bitmediğini belirten Acar, açıklamasının devamında şunları aktardı: "Gıyabi Mülkiyet Yasası ile Filistinlilere ait mülkiyetlere el koyan, Duvarı Yasası ile seyahat ve yerleşimlere müdahale eden, yeni Yerleşim Kararları ile işgal düzenini kurarak Filistinlilerin arazilerine el koyan, Yahudi Ulus Dönüş yasası ile Yahudilerin dünyanın dört bir tarafından Filistinlilerin topraklarını çalmak üzere çağıran ve sürgüne uğrayan Filistinlilerin topraklarına geri dönme haklarını ise yasaklayan Yahudi Ulus Devlet Yasası ile Yahudi olmayanların en temel haklarını yok sayan israil yasalarıdır. Bu yasalar, israilin 80 yıla dayanan sistematik politikasıdır. israil aklı katletme ve çalma üzerine kuruludur. Tüm bu yasalar ve İdam yasası israilin soykırımcı mevzuatının bir parçasıdır. Soykırımcı israilin kendisine örnek aldığı rejim olan Nazi Almanyası’nda da yapılan tüm katliamlar Alman yasalarına uygun bir şekilde yapılmıştı. Nazi rejimi İsrail'de, Hitler aklı ise Netanyahu'da yaşamaya devam etmektedir."

"Filistinli esirlerin durumu, yıllardır süren bir insanlık krizidir"

Acar, "İşgalci bir gücün, işgal altında tuttuğu halkı idamla cezalandırmaya kalkışması; Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ne, uluslararası insan hakları hukukuna ve evrensel adalet ilkelerine açıkça aykırıdır. Filistinli esirlerin durumu, yıllardır süren bir insanlık krizidir. Ancak özellikle son süreçte bu durum açık bir imha politikasına dönüşmüştür. Serbest bırakılan esirlerin tanıklıkları şunu göstermektedir: sistematik işkence ve cinsel saldırı, kasıtlı aç bırakma ve tıbbi ihmal ile hukuksuzluk ve denetimsizlik. Cezaevleri artık birer işkence merkezine dönüşmüş durumdadır." şeklinde belirtti.

"Bu yasa ile israil; Filistin halkının meşru direniş hakkını 'terörizm' kılıfı altında kriminalize etmeye çalışmakta"

Açıklamasının devamında Acar, "Adil yargılanma hakkının ortadan kaldırıldığı, uluslararası gözlemcilere kapalı bu sistemde; askeri mahkemelerde yüzde 99’u aşan mahkûmiyet oranlarıyla insanlar cezalandırılmakta, şimdi ise bu hukuksuzluğa idam cezası eklenmektedir. Bu yasa ile israil; Filistin halkının meşru direniş hakkını 'terörizm' kılıfı altında kriminalize etmeye çalışmakta, işgalin kendisini görünmez kılarken direnişi suç haline getirmektedir. Oysa bilinmelidir ki: Asıl suç, başkasının toprağını işgal etmektir. Asıl zulüm, sivilleri hedef almaktır. Asıl terör, bir halkı sistematik olarak yok etmeye çalışmaktır. Gazze’de yaşananlar, yalnızca bir çatışma değil; kadınların, çocukların, sağlık çalışanlarının, gazetecilerin hedef alındığı; açlığın bir silah olarak kullanıldığı, altyapının bilinçli şekilde yok edildiği açık bir soykırım sürecidir." dedi.

"Tüm uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz: Kınama açıklamaları yeterli değildir"

Son olarak Acar, "Aynı zamanda israilin Lübnan, Yemen, Suriye ve İran’a yönelik saldırıları, bölgesel barışı tehdit eden yayılmacı bir politikanın parçasıdır. Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve uluslararası mekanizmaların bu vahşet karşısındaki sessizliği kabul edilemez. Bu sessizlik, işgalci rejimi cesaretlendirmekte, insanlığın ortak vicdanında derin yaralar açmaktadır. Buradan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve tüm uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz: Kınama açıklamaları yeterli değildir. Uluslararası hukuk çerçevesinde somut ve caydırıcı adımlar atılmalıdır. Ankara Filistin Dayanışma Platformu olarak haykırıyoruz: Bu yasa bir soykırım aracıdır! Bu yasa insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur! Sessiz kalmayacağız! Ankara’dan tüm dünyaya sesleniyoruz: Bu barbarlığın yasallaştırılmasına izin vermek, soykırıma ortak olmaktır. Şimdi sesimizi fırtınaya dönüştürme vakti! Susma! Zulmü, dünyaya haykır! Durma! İnsanlık onurunu savun! Ayağa kalk! Filistinli esirler için, adalet için, insanlık için ses ver! Filistin halkının onurlu direnişi; ne zindanlarla, ne işkencelerle, ne de idam sehpalarıyla bastırılamaz. İşgal bitecek. Filistin özgürleşecek. Bu yasaları çıkaranlar ise tarihin ve adaletin önünde mutlaka hesap verecektir." diye konuştu.

Basın açıklaması sonrası ANFİDAP Yönetim Kurulu’ndan Tayyar Tercan, çifte vatandaşlık hakkına sahip olup işgal altındaki Filistin topraklarına giderek işgal ordusuna katılan kişilerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının derhal iptal edilmesi ve soykırım suçundan yargılanmaları gerektiğini ifade etti. Bu durumun yalnızca İslami değil, aynı zamanda insani, vicdani ve millî güvenlik açısından da büyük bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Tercan, Türkiye’de yaşayıp burada imkânlardan faydalanan bu kişilerin, israilin çağrısıyla gidip masum sivillere karşı savaşmalarının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu kişilerin ileride Türkiye’ye dönerek güvenlik riski oluşturabileceğine dikkat çeken Tercan, bunun casusluk ve sabotaj gibi tehditlere kapı aralayabileceğini dile getirdi.