Avukat Yunus Ari, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada,bir kız öğrencinin okulda düzenlenen saygı duruşuna katılmak istemediği gerekçesiyle tutanak tutulduğunu ve ailesi hakkında disiplin süreci başlatıldığını açıkladı.

Ari’nin açıklamasına göre olay, 22 Nisan’da bir ilkokulda son ders saatinde yaşandı. Buna göre öğrenci, törene katılmak istemediğini ve dini inancı gereği insan sureti bulunan bir alanda bulunmak istemediğini ifade etti. Aynı açıklamada öğrencinin bayrağa ve İstiklal Marşı’na saygılı olduğunu dile getirdiği de belirtildi.

“Zorla tören alanına götürüldü”

Avukat Ari, nöbetçi öğretmenin durumu okul yönetimine bildirdiğini, ardından bir idarecinin öğrenciyi kolundan tutarak tören alanına götürdüğünü öne belirtti. Açıklamada bu müdahalenin hukuka aykırı olduğu ifade edilerek, “beden dokunulmazlığının ihlali”, “zor kullanma” ve “görevi kötüye kullanma” gibi suçlamalar dile getirildi.

Ari, olay sonrası öğrenci hakkında tutanak tutulduğunu, babasına yönelik disiplin süreci başlatıldığını ve öğrencinin okuldan uzaklaştırılmaya çalışıldığını duyurdu.

Arı paylaşımında olayı şöyle anlattı:

bir kız öğrenci, 22 Nisan’da okulun son saatinde tören için dışarı çağrılıyor. Öğrenci törene katılmak istemediğini ve insan suretinin olması nedeniyle orada bulunmak istemediğini söylemiştir. Devamında bayrağa ve İstiklal Marşı’na saygılı olduğunu ifade etmiştir. Dini inancı gereği insan suretinin önünde durmaması gerektiğini ve ailesinin de bu tür şeylerden hoşlanmadığını söylemiştir.

Bunun üzerine nöbetçi öğretmen durumu erkek müdür yardımcısına iletmiş ve müdür yardımcısı kızın kolundan tutup zorla tören alanına çıkarmıştır. Burada müdür yardımcısı birçok suç işlemiştir:

* Çocuğun beden dokunulmazlığını ihlal etmiştir
* Cebir ve zor kullanmıştır
* Kişi özgürlüğünü kısıtlamıştır
* Görevini kötüye kullanmıştır
* Çocuğa psikolojik baskı uygulamıştır

Anayasamız kendi içinde çelişmektedir. Din ve inanç hürriyeti maddesi vardır. Bu maddenin kapsamı, bir kişinin Kur’an’a ve hadislere iman etmesi ve emir ile yasaklarına uymasıdır. Örnek olarak bir öğrenci teneffüste namaz kılmak isterse ve öğretmen buna izin vermezse bu suç oluşturur. Aynı şekilde insan suretinin önünde saygı duruşunda bulunmak inancına göre yasak ise kimse bu yasağı çiğnemesi için zorlayamaz.

Bu sadece Mustafa Kemal için değil, kim olursa olsun aynıdır. Gerekse Fatih Sultan Mehmet olsun, yine de fikri değişmeyecektir. Çünkü bu durum siyasi değil, dini bir inancın gerekliliğidir.

Suret hakkında sahih hadisler ve ayetler vardır:

* “Melekler, içinde köpek ve suret bulunan eve girmez.” (Buhârî, Müslim)
* “Kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacak olanlar, suret yapanlardır.” (Buhârî, Müslim)
* “Bu suretleri yapanlara kıyamet günü azap edilecek ve ‘Yarattıklarınıza can verin’ denilecektir.” (Buhârî, Müslim)

Objektif olmak gerekirse, kimisine göre ülkeyi o kurtardı, cumhuriyeti o kurdu; kimisine göre sarayın emriyle Samsun’a çıktı, cumhuriyeti kurarken meclisi aniden toplayıp diğer vekillerin meclise gelmesini engelledi vs. Bu tartışmaları bir kenara bırakarak şunu söylemek istiyorum:

Daha birkaç gün önce küçücük öğrencilerin çarşafın kötü olduğu ve mini eteğin uygar olduğu el kadar çocuklara öğretilmeye çalışıldığını gördük. Kadınlara özgürlük bizim zamanımızda verildi diyerek örtülü kadınların öğretmen olma özgürlüğünü acımasızca alabildiniz. Kurtuluş savaşında Mustafa Kemal’in arkasında Arap askerler vardı görmediniz. Kurtuluş savaşında Kürt kardeşlerimiz vardı, savaş sonrasında bombaları Kürtlere attınız. Kurtuluş savaşında cepheye yardım götüren çarşaflı annelerimiz vardı, şimdi ayıplıyorsunuz.

Alkol alıp, LGBT’yi savunup, mini etek giymeyi uygarlık sanıyorsunuz çok yazık.

H Gvhi4S Wo A Av H I

H Gvhi5 Ia E A Awm Zc

Muhabir: Mehmet Yaman