Bismihi Teâlâ
Eğitim denildiğinde insanın aklına ortak bir ideal gelmez mi?
Herkesin üzerinde uzlaşabileceği asgari müşterekler yok mudur?
Elbette vardır.
Hiç değilse “insanlık” paydasında buluşmak mümkün değil midir?
Ne var ki, ideolojik hırs aklıselimin önüne geçti mi, yaygara kopuyor.
Neymiş laiklik elden gidiyor.
Bu dogmatik sözcüklerin bedelini hep birlikte ödüyoruz.
Takvimler 28 Şubat’ı gösterdiğinde hafızası diri olanlar o günleri hatırlar.
Postmodern darbe olarak anılan o süreç, en çok eğitimi etkiledi.
Şerh düşmeden;
-MAĞDURİYET BİR: İmam hatiplerin orta kısımları kapatıldı.
-MAĞDURİYET İKİ: Katsayı uygulamasıyla meslek liselerinin önü kesildi.
-MAĞDURİYET ÜÇ: Başörtüsü yasağıyla binlerce genç eğitim hakkından mahrum kaldı.
-MAĞDURİYET DÖRT: “İrtica” ithamıyla pek çok eğitimci görevinden uzaklaştırıldı.
Neticede eğitim sistemi hem yapısal hem bireysel anlamda ağır bir sarsıntı geçirdi.
“Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner.”
O günlerin mağduriyetleri yıllar sonra daha berrak bir şekilde konuşulmaya başlandı.
Bugünün Türkiye’sinde böyle bir kısıtlama bulunmuyor.
Bugün gelinen noktada hâlâ “maarif” kelimesine mesafeli duranlar varsa,
bu bir zihniyet meselesidir.
Dini değerlere tahammülsüzlük de…
Ramazan etkinliklerine hazımsızlık da…
Çünkü gerçek eğitim öze inme çabasıdır.
Bu farklılıkları anlamayı ve birlikte yaşama kültürüne mani değildir.
Aksine ufka geniş yelpaze kazandırmaktır.
Zira toplumun ekseriyetinin talebini görmezden gelmek,
“göz var nizam var” gerçeğini inkâr etmektir.
Memleket insanının ihyası ve inşası için
doğru bildiğimiz ilkelerden vazgeçmemek gerekir.
Ancak bu kararlılık, başkasını yok saymak anlamına gelmemelidir.
Eğitim, rövanş alanı değil; ortak gelecek inşa etme zeminidir.
Bugün geçmişten ders çıkarma zamanıdır.
Kökleri sağlam bir eğitim reformu,
günübirlik düzenlemelerle değil;
adalet, liyakat ve hakkaniyet ilkeleriyle mümkündür.
Çünkü “bir musibet bin nasihatten evladır.”
28 Şubat’ın bıraktığı izler halen tortusu devam ediyor.
Unutulmamalıdır ki bir milletin gerçek gücü,
Tankından, topundan önce kaleminde ve irfanındadır.
Kalemin kırıldığı yerde, yarınlar karanlık olur.
Aklıselim, kalbiselim nesillere kavuşmak niyazıyla…
Kalın sağlıcakla.